Futbol

Viareggio

Ekim 9, 2012

İstanbul’da dünya dili olmayan bir dili öğrenmek zor. İtalyanca, İngilizce gibi her yerde konuşulan yaygın bir dil değil. Ne şarkı, ne film ne de dergi – kitap vs. konusunda zengin bir kaynak değil Türkiye. Bu yüzden hem İtalyancamı tazeleyeyim hem de tatil olur diye bu defa Viareggio’ya gitmeye karar verdim. Aslında Viareggio’ya gitmeye çok önceden karar vermiştim, hem de 2 hafta ama aksilikler önce Siena’ya gitmeme sonra da Viareggio’ya sadece 1 hafta gitmeme yol açtı.
Viareggio, Toscana bölgesinde Lucca’ya bağlı küçük bir sahil şehri. Çizmeye karşıdan baktığınızda solda dizin biraz üstünde gibi. Meşhur eğik kuleli Pisa’ya trenle 10 dakika.

İtalya’da Milano, Roma, Torino, Venedik, Genova, Bologna, Napoli dışında hiçbir yere direkt uçak yok.  Bu yüzden Viareggio’ya gitmek için en rahat yol Genova’ya uçakla gidip ordan trenle geçmek. http://www.trenitalia.com/ adresinden çıkış ve varış noktanızı yazıp tüm trenlerin bilgilerini ve saatlerini görebilirsiniz. Hava alanından taksiye binip en yakın tren istasyonu olan Piazza Principe’ye gidiyorsunuz. Trenler de otobüsler gibi tam saatinde kalkıyor ve varıyor. Bilet fiyatı sezona, aldığınız saate ve ne kadar önce aldığınıza göre değişmekle beraber 10 – 20 euro arası. Yol yaklaşık 2 saat sürüyor. Trenler otobüse göre daha pahalı ama Genova’dan Viareggio’ya hatta Roma’ya kadar gidebileceğiniz en kolay ve konforlu ulaşım tren. Sağınızda deniz, solunuzda tabiat manzaralı yoldan giderken epey de yer görmüş oluyorsunuz.

Viareggio küçük bir şehir. Muhtemelen merkezde kalacağınız otelinize, valiziniz ağır değilse tren istasyonundan yürüyerek bile gidebilirsiniz.

Ben Mirage Otel’de kaldım.  http://www.hotelmirageviareggio.it/  Tavsiye ederim. Küçük ama merkezde olduğu için ulaşım açısından çok avantajlı. Servis ve eleman kalitesi de çok iyi. Hemen altındaki restaurant da hem lezzetli hem de uygun fiyatlı.

Viareggio uzuun bir sahile sahip. Sahilde sıra sıra plajlar var. Hemen hemen hepsi aynı hizmeti sunduğu ve aynı denize baktığı için aralarında bir fark yok.

Benim gittiğim dönemde mi öyleydi yoksa hep mi öyleydi bilemem ama denizin ne kadar pis olduğunu anlatamam. Yazının hemen başında kimseyi hayalkırıklığına uğratmak istemem ama deniz tatili için düşünüyorsanız Viareggio’ya gitmeyin. Biz Çeşme’nin, Kaş’ın, Kalkan’ın, Bodrum’un denizini görmüş insanlarız. Bizi orta karar bir deniz kesemez zaten de, Ganj nehrinden hallice denizi beni çok büyük bir hayalkırıklığına uğrattı. İyi ki 2 haftalık program yapmamışım diye her defasında şükrettim.
Merkez plajların çevresinde halk plajı yok. Bütün özel plajlara giriş paralı. Neye göre olduğunu anlamamakla beraber fiyatlar değişebiliyor. Yalnız otellerin hepsinin bir plajla anlaşması var. Kursa gitmediyseniz mutlaka otelin anlaşmalı plajına gitmeye dikkat edin. Aksi halde 2 katı giriş parası ödemek zorunda kalabilirsiniz. Ben otelin plajına 1 kere yarım gün gittim, 15 euro verdim; okulun anlaşmalı plajı ise tam gün 3 euro. Normal giriş fiyatları ise 25 – 30 euro civarı.
Neyse plaja güneşlenmeye gidecekseniz tamam ama denize girmeye gidecekseniz 1 kez daha düşünün derim.
Viareggio küçük ama inanılmaz düzenli bir şehir. Evler en fazla 2 katlı ve her biri birbirinden güzel. Çok az araba var. Bu yüzden yollar çok rahat.

Sahil yolunda 3 şeritlik araba yolu kadar yayalar için yürüme yolu var. Ayrıca bisiklet yolu da var. “Pineta di Ponente” denilen Çam Parkı’dan kiralayacağınız bisikletle bütün şehri kolaylıkla gezebilirsiniz. Sıcak havalarda denize gitmektense bu parkta serin ve güzel vakit de geçirebilirsiniz. Çocukluğumda bisiklete ilk bindiğimde çok büyük bir kaza atlattığım için 20 yaşında öğrenene kadar bisiklete el sürmemiş ben, bisiklet kiraladım ve 4 gün bisikletle gezdim. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. İstanbul’da sadece Büyükada’da 1 kere bisiklete bindiğim de kayıtlara geçsin lütfen.

65.000 nüfuslu şehirde pek çok Michelin yıldızlı restaurant var. Bilmeyen için Michelin, restaurantcılığın oscarı gibi. Menüye, sunuma göre verilen bir liyakat nişanı. Bildiğim kadarıyla zincir restaurantlara verilmiyor. Türkiye’de hiç olmaması Türk yemek sektörü açısından çok üzüntü verici bence. Celal Çapa, Michelin yıldızının hiç önemli olmadığını söylemiş ama sevgili atalarım, bu durum için o kadar güzel bir söz söylemişler ki benim birşey dememe gerek kalmıyor; “kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” J
Michelin yıldızlı yerlerden ikisine gittim. Diğer restaurantlardan biraz daha pahalı oldukları gerçek ama her kuruşa değdiğini söyleyebilirim.
Burada da Siena’da olduğu gibi neredeyse bütün restaurantlar aile işletmesi. Dekor ve sunum konusunda bizimle yarışamazlar belki ama yemekler inanılmaz lezzetli. Gittiğim en güzel Michelin yıldızlı restaurantı olan Pino’nun http://www.ristorantepino.it/ yemek tabakları;

Diğer restaurant da “Da Remo” ama kendi web sitesi yok. Da Remo ve diğer Michelin yıldızlı restaurantlar için buraya da bakabilirsiniz.

http://www.viamichelin.co.uk/web/Restaurants/Restaurants-Viareggio-55049-Lucca-Italy?strLocid=31NDFvem4xMGNORE11T0RjMU1UYz1jTVRBdU1qVTNNRFk9#@c4=-1

Da Remo’da bilmeden söylediğim karışık deniz mahsulleri tabağı; hepsi çiğ! Önce biraz yemeği denedim ama baktılar ki yiyemiyorum, sağ olsunlar pişirip getirelim dediler. 5 dakika ızgarada piştikten sonra hepsini afiyetle yedim. Gerçi ben sushi çok severim ama onda balıkları çok güzel marine ediyorlar, bunlar bildiğin çiğ. Çiğ seven var mıdır bilmem ama bence siz siz olun, sipariş vermeden önce mutlaka çiğ mi pişmiş mi diye sorun çünkü bu tabaklar burada çok meşhur.

Öğlen yemekleri için de birkaç güzel keşfim oldu. Tekrar tekrar söylemeye gerek yok, bir yerde güzel yemek istiyorsanız ana caddelerdeki lezzetsiz ve pahalı yerlerden uzak duracaksınız. Her zaman bir arka sokakta çok daha iyisi vardır. Bunlardan biri, 8etti. http://www.8etti.it/ Sitenin ana sayfasında gördüğünüz aile işletiyor burayı da. Menüsü güzel, fiyatları normal, ne çok ucuz ne de çok pahalı. Çok zengin şarap seçenekleri de sunuyor. Öğlen için hatta akşam için bile çok güzel bir yer.

Bir diğer önereceğim yer de Ristorante da Stefano. Burasının diğerlerinden daha bonkör olduğunu söyleyebilirim.  http://www.ristorantedastefano.com/ Bir tabak makarna istedim, koca tencereyi masama koydular ve tabağım bittikçe servis yaptılar ve sadece 1 porsiyon parası aldılar. Ee nerde bulacaklar bu kadar güzel iştahla yiyeni, öyle değil mi?. J

Viareggio’ya yakın bir diğer küçük ve güzel kasaba da Pietrasanta. Şehir o kadar küçük ki sadece 2 ana caddesi var. Şaşırtıcı olan ise bu küçücük kasabanın İtalya’nın en önemli sanat merkezlerinden biri olması. Şehirde neredeyse sadece restaurant ve sanat galerisi var. Onlarca sanat galerisinin her biri dünyadaki pek çok sanatseveri ve sanat simsarını buraya çekiyor. Şehrin bir tane olan kilise meydanında meşhur Bottero’nun açık hava sergisi vardı. Sanatın içine tükürmeden baş tacı yapan yerler karşılığını böylesine önemli sanat etkinliklerine ev sahibi olarak alıyorlar demek ki.

Vireggio’da gece hayatı pek yok. Viareggio’ya yarım saat mesafedeki Forte Dei Marmi’de neredeyse bütün gece kulüpleri konuşlanmış. Forte Dei Marmi’ye otobüsle gitmenizi tavsiye ederim. Sabaha kadar otobüs var. Gidiş – ve dönüş saatlerini duraklardan ya da otelden kolaylıkla öğrenebilirsiniz. Otobüse binen herkes gece kulüplerine gittiği için biraz gürültülü olsa da çok eğlenceliydi. Hatta otobüs şoförü durak isimleri yerine kulüp isimlerini anons ediyordu.

Capanina, buradaki kulüplerden en güzeli bence. http://www.k99.it/capannina/sitocongallery_16_10.swf
Onun dışında Twiga da tavsiye edebileceğim yerler arasında. http://www.twigabeachclub.com/

Gece kulüpleri kapılarını gece yarısı tam 12’de açıyor. Daha önce giderseniz mutlaka beklersiniz. Türkiye’deki gibi bir normal giriş bir de vip girişi var. Girerken dam, çift vs. aranmıyor. Derli toplu herkesi alıyorlar. Zaten herkes de oldukça derli toplu. Siz de benim gibi pek kapıda beklemeyi seven tiplerden değilseniz, biraz şık giyinip vip kapısında kendinizi 2 dakika gösterirseniz siz sormadan içeriye buyur edilmeniz çok olası. Yalnız vip kapısından da girseniz 30 euroyu mutlaka alıyorlar. Bu fiyata 1 içki dahil. Yerli mi yabancı içki mi diye düşünmediniz değil mi? Burası İtalya. J
İtalya’da, Türkiye’de belki de cesaret edemediğiniz tek başına gece kulübüne gitme işini gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz. İtalyan erkekleri hemen ama çok kibarca yaklaşıp iltifat ediyorlar ama ilgilenmezseniz de size rahatsızlık vermeden gidiyorlar. Bizdeki gibi yapışıp kalmıyorlar yani. Yapışıp kalmasını isteyecekleriniz çıkarsa onu da siz bilirsiniz tabi. J

Gelelim benim asıl gitme amacım olan İtalyanca dil kursuna. İtalya ve İspanya’da dil okulları konusunda çok deneyimli bir acenta olan Firenze bana çok yardımcı oldu. http://www.firenze.com.tr/index.html Okulun resmi acentası olduğu için verdikleri hizmet için herhangi bir ücret almadılar. Sadece okul parasını onlara ödedim.
http://www.centropuccini.it/ Okulun sayfasından da detaylı bilgilere bakabilirsiniz. Dante Alighieri kadar büyük bir okul olmasa da sahil yöresine uygun, küçük ve sevimli bir okuldu.
Burada da 1 haftadan başlayarak uzun dönemlere kadar kurs alabiliyorsunuz. Ben bu sefer daha yoğun bir kursa katıldım. İlk 2 saat gramer, sonraki 2 saat oyunlu, eğlenceli bir uygulama dersi, son ders de birebir özel ders olmak üzere günde 5 saatlik bir program aldım. Kurs, sabah 9’da başlıyor, öğlen 13.30 gibi bitiyordu. Kurstan sonra, hemen yanında öğrencilerin indirimli yemek yiyebileceği bir yer vardı. Yalnız yemeklerin pek de lezzetli olmadığını söylemek zorundayım. Ama yine de öğrenci bütçesiyle gidenler için pek de şikayet edilesi değil. Burada da diğer kurslar gibi her dönem için sertifika veriyorlar.

Kurs yanında deniz tatili olur diye gittiğim Viareggio’da denizden nefret edip kendimi yemeğe vermem, bu yazıya hafif bir Emine Beder havası katsa da, yazım Viareggio’ya gitmeyi düşünenler için iyi bir rehber olacaktır diye inanıyorum.

You Might Also Like...

2.025 Comments

    Leave a Reply