Yurtdışı Seyahat Yurtiçi Seyahat

Taht

Haziran 27, 2018
Bu blogda hep gezdiklerimi, gördüklerimi, yediklerimi okudunuz. Artık biraz da oturduklarımı okuma vaktiniz. 

 

 

Herşey bu fotoğrafla başladı.
Henüz sosyal medyanın ne büyük bir bela olduğunuz bilmezden evvel Facebook hesabıma koyacağım profil fotosu ararken o sıralar en beğendiklerimden biri olan bu fotoğraf çok uzun yıllar alamet-i farikam oldu.

– Bu kırmızı koltuklu kız sen misin?
– Evet benim
– Ne güzelmiş bu koltuk yea! Çok beyendim. Nerde çekindin?
– Aslında pek çekindiğim söylenemez, gördüğün üzere oldukça rahattım.
– ……..
– Fotoğraf Milano’nun meşhur Gece Kulübü Hollywood’un içinden…
– Çok güzelmiş, biz de gidince alalım bundan
– Yaa, 1-2 tane de benim için koltuğunun altına sıkıştırıver

Böyle ve nicesi diyaloglar yaşandı bu fotoğraf sayesinde.

Birazdan da göreceğiniz gibi nerede bir koltuk gördüysem oturup fotoğraf çektirdim. Kah güzel çıktım,  kah çıkmadım. Olsun ben koyuverdim gezmekten yorulmuş bedenimi ve çektirdim de çektirdim. Bizim ilk gençlik yıllarımızda Kemal Sunal’ın “Koltuk Belası” filmi vardı. Benimkisi gezme sevdasından evrilme “koltuk sevdası”
Arada boş koltuk varsa onlar virüs; açmayın, oturmayın sakın.

Bazen Nişantaşı’nda bir sokak partisinde yıldız oldum

Bazen Dubai’de bir Arap Şeyhinin yatında prenses

Bazen İstanbul Boğazı’nın ortasında Galatasaray Adası’nda Asya ve Avrupa’yı ayıran bir çizgi oldum.

Bazen de doğuyla batıyı…

Konya Akşehir’de film çekimi arasında cansız manken oldum.

2.500 metreyle dünyanın üzerinde yaşam olan en yüksek köyü Ushguli’de bulduğum bir tahta kuruldum bir sabah vakti

Bazen de Toskana Bölgesi’nin en beğendiğim kasabası olan St. Angelo’da güneşi batırdım.

En sevdiklerimle buluştuğum nice anlar da oldu nice tahtlarda…
2012’yi 2013’e bağlayan yılın son günlerinde bira kutularından da olsa bulduğum bir taht’a, üzerimde en sevdiğim renklerle oturdum.

Keyifle sallandım bazen İstanbul’da bir gece kulübünün tuvaletinde karşıma çıkan bir salıncakta. Çeken de sallandı bazen tabi. J

Hiç oturamadığım anlamlı koltuklar da oldu. :'(

Oturduğumda hiç kalkmak istemediklerim de…

Sadece ben miyim tuhaf olan?.. Alaçatı’da gece 12.00’den sonra etrafa ses gitmesin diye herkese kulaklık dağıtıp, müzik yayına devam eden o enteresan mekanda ben koltukta otururken fotoğraf çektirmeyi daha enteresan bulduysam sorun “sizde değil bende”
Ben bu cümleyi nerden hatırlıyorum acaba, Allah Allah neyse…

 

Gürcistan köylerinde müze diye 10 dolar verip girdiğimiz bir mekanda tek bulduğum bu derme çatma taht olunca ona da acımadım; oturdum da oturdum.

En krallarına da her gün evde oturuyorum. Çaktırmayın. J

Dubai’de ve

Yukarı Kavrun Yaylası’nda plastik sandalyeye de oturdum

Kraliçe localarına da…

Antakya’daki Hristiyanlığın ilk kilisesi olan Saint Pierre’nin önünde taşa da oturdum

İtalya’da üzüm bağlarında toprağa da…

Mardin’de yer sofrasına da oturdum

Nobu Restaurant’larının sahibi Nobu Matsuhisa’nın davetlisi olarak özel sofrasına da

Artist gözükmek için yatağa da oturdum

Hamlet oynayan Jude Law’u yakından görmek için Londra’da tiyatro sıralarına da…

İnanmazsınız Ürdün Dead Sea’de (Ölüdeniz) denize bile oturdum.

Venedik’te o kadar para bayılıp şu çirkin tulumla gondola da oturdum. J

Aile büyükleriyle Rize’deki evin önündeki tahta sıraya da…

Rolls Royce’a da oturdum

Biraz küçüktüm evet ama eşeğin semerine de…

Bazen oturdum, konuştum, anlattım ama duyan olmadı

Bazen yazdım çizdim, okuyan oldu da yorum yapan fazla olmadı.
Off nasıl bağladım ama… J
E hadi o zaman pambık eller klavyelere, biraz eleştirin, yorum yapın,  tavsiye verin, hiç olmazsa selam verin…
Son söz olarak birşey diyeceğim, yalnız iyi oturduk be! Evet evet iyi oturduk. J

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply